Karya’dan Menteşe’ye: Muğla’nın Genetik Tarihi

 

Muğla/Menteşe bölgesi antik dönemde Karya olarak adlandırılır ve bilinen ilk yerlileri de Karyalılardır. Karyalılar Hitit, Lidya, Likya vb. diğer antik Anadolu halklarının kuzenleriydi ve birlikte Hint-Avrupa dillerinin Anadolu kolunu oluştuyorlardı. Helen halklarından olan Dorların Karya sahillerini istila etmesiyle birlikte Karya’nın Helenleşme süreci başlar ve en geç MÖ 1. yüzyılda bölgenin tamamen Helenleştiği düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde ilk olarak MÖ 6. yüzyılda Ahameniş İmparatorluğu’nun işgaline uğrayan Karya, MÖ 4. yüzyılın sonunda Büyük İskender’in imparatorluğuna dahil olur. Nihayetinde MÖ 2. yüzyılda Roma İmparatorluğunun işgaline uğrayan bölge, 13. yüzyılda Türkler tarafından son kez fethedilir.

Karya’nın birçok kez el değiştirmesi, özellikle bölge halkının genetik profili üzerindeki etkisine dair pek çok cevapsız soruyu doğurdu. Yerli Rumlarda ne kadar Karyalı mirası var, bölge Helen göçlerinden ne kadar etkilendi, Roma döneminde Roma’nın farklı bölgelerinden herhangi bir göç oldu mu, Muğlalı Türkler ne kadar Orta Asya mirası taşıyor gibi pek çok soru bugüne değin herhangi bir somut veri olmaksızın açıklanmaya çalışıldı. “The genetic history of the Southern Arc: A bridge between West Asia and Europe” makalesi, bugün itibariyle Karya hakkında yapılan ilk ve tek çalışma olma niteliğini taşımaktadır ve bölgenin genetik tarihine dair bütün sorularımızın cevaplarını bu makaleden öğrenebilmekteyiz.

Çalışmada Muğla’dan 5 farklı döneme ait toplamda 53 örnek bulunuyor. BAM dosyalarının uygunluğuna göre 48 tanesinin G25 analizi yapıldı ve GEDMatch’e yüklendi. İlk döneme ait 12 örnek, çalışmada TUR_Aegean_Muğla_Değirmendere_Anc olarak etiketlenmiş. Örnekler MÖ 750-480 (ortalama MÖ 615) aralığına tarihlendirilmiş ki bu dönem Karyalılara karşılık geliyor. İkinci, üçüncü ve dördüncü döneme ait örnekler Roma dönemine denk geliyor. İkinci döneme ait 3 örnek, MÖ 27 – MS 476 (ortalama MS 225) aralığına tarihlendirilmiş ve TUR_Aegean_Muğla_Camandras_Dalagöz_Rom şeklinde etiketlenmiş. Üçüncü döneme ait 7 örnek, MS 491-717 (ortalama MS 604) aralığına tarihlendirilmiş ve TUR_Aegean_Muğla_Samantaş_Byz şeklinde etiketlenmiş. Dördüncü döneme ait 11 örnek, MS 650-1300 (ortalama MS 975) aralığına tarihlendirilmiş ve TUR_Aegean_Muğla_Stratonikeia_Byz şeklinde etiketlenmiş. Son olarak, beşinci döneme ait 12 örnek, MS 1300-1650 (ortalama MS 1475) aralığına tarihlendirilmiş ve TUR_Aegean_MuğlaÇapalıbağ_Mdv şeklinde etiketlenmiş. Menteşe Beyliği ve Osmanlı dönemine karşılık gelen beşinci dönem örneklerinin hepsi İslami usullere göre gömülmüş. Figür 1’de bahsi geçen beş döneme ait örneklerin Dodecad k12b ortalamalarını, Figür 2’de ise G25 yakınlık listelerini inceleyebilirsiniz.

 

Figür 1. “The genetic history of the Southern Arc” çalışmasında paylaşılan antik Muğla örnekleri ile TurkishDNA projesince derlenen Meis adası Rumları ve Muğlalı Türklerin Dodecad k12b ortalamaları.

Ortalama MS 225, MS 604 ve MS 975 yıllarına denk gelen örneklerin Dodecad k12b ortalamalarının aynı olması, G25 yakınlık listelerinde birbirlerine en başta veya çok yakın çıkmaları, PCA grafiğinde birbirleriyle kümelenmeleri bölgenin Roma dönemi boyunca dış göçten etkilenmediğini ve homojenliğini koruduğunu gösteriyor. Buna karşın, Roma dönemi Muğlalıların antik Helen (Miken/Mycenaean) profiline olan uzaklığı oldukça ilginç. En erken dönem Romalı Muğlalılar dahi, Karyalılarla Helenler arasında değil, Karyalılarla 20. yüzyıl Kapadokya Rumları arasında konumlanıyor. Erken dönemde Helenleşen ve Helen dünyasıyla oldukça içli dışlı olan Karya bölgesinin güçlü bir Helen göçü alması ve bu göçün sonucunda meydana gelen Muğlalı Rumların da antik Karyalılarla Helenlerin karışımı bir genetik profile sahip olması beklenirdi. Ancak makalede de belirtildiği üzere, böyle bir Helen etkisi söz konusu değil ve incelenen 53 örnek içerisinde antik Helenlere benzer bir örneğe denk gelinmemiş. Karyalıların genetikten ziyade kültürel olarak Helenleştiklerini ve Roma sınırları içerisinde Hristiyanlıkla beraber doğan Rum kimliğine eklemlendiklerini bu örneklere bakarak söyleyebiliriz. Muğlalı Rumların, Karyalılardan 20. yüzyıl Kapadokya Rumlarına doğru meyletmesini, İskender ve Roma döneminde Anadolu’nun tek çatı altında toplanması ve Roma döneminde ulaşımın kolaylaştırılmasının getirdiği bir homojenleşme süreci şeklinde belki açıklayabiliriz ancak kesin bir söz söylemek için oldukça erken. Genel olarak bakıldığında, antik Karya’dan Bizans’ın son demlerine kadar Muğla’nın genetik profilinin büyük oranda korunduğu söylenebilir.

Bir diğer ilginç nokta ise, Menteşe bölgesine yakın adalarda yaşayan çağdaş Rumlar ile Roma döneminde yaşamış olan Muğlalı Rumların birlikte kümelendiğini görüyoruz. Bu aslında uzun zamandır şüphelendiğimiz bir durumdu çünkü antik Helen örnekleriyle kıyaslandığında adalı Rumlar çok daha fazla Anadolulu gözüküyorlar. Anadolu’ya yakın olan adaların Anadolu’nun uzantısı olması makul bir beklentiydi ki bu beklentimiz de doğrulanmış oldu. Özet olarak, Roma dönemi Muğlalı Rumlarda olduğu gibi çağdaş adalı Rumlarda da Karya mirasının ağır bastığını ve 12 Ada Rumlarının bir zamanlar Anadolu’da yaşayan Rumların uzantısı olduğunu söyleyebiliriz.

Son olarak, MS 1300-1650 (ortalama MS 1475) yıllarına tarihlenen yani Menteşe Beyliği ve Osmanlı dönemine denk gelen TUR_Aegean_Muğla_Çapalıbağ_Mdv örnekleri Anadolu Türkleri ve bizim projemiz için ayrı bir önem taşıyor. Örneklerin hepsi İslami usullere göre gömülmüş ve yine hepsinde Doğu Avrasya mirası mevcut. Makalede yaklaşık %18 Doğu Avrasya mirası (tekrar vurgulamak isterim ki Orta Asya değil Doğu Avrasya) saptanmıştı ki bu oran projemizdeki çağdaş Muğlalı Türklerdeki ortalama Doğu Avrasya mirasına denk düşmektedir. Bu durum, uzun zamandır iddia ettiğimiz gibi Anadolu’nun çağdaş genetik profilinin beylikler döneminde oluştuğunu kanıtlamaktadır. Bilinen bütün ataları aynı şehirden olan Türklerin kendi il ortalamasında gelmesi ve ayrıksı örneklerin neredeyse hiç görülmemesi Anadolu Türklerinin çoktan homojenleştiğine işaret ediyor. Aynı şekilde, 16. yüzyılda tutulan tahrir defterlerine göre Anadolu Eyaleti’nde Rum oranının %1-2 gibi marjinal oranlara düşmesi Anadolu Türklerinin etnogenezinin beylikler döneminde tamamlandığını göstermektedir. Roma dönemi Muğla yerlisi Rumlardan örnek edinmemize rağmen orta çağ Oğuzlarından hala örnek bulunmaması nedeniyle Orta Asya mirası hesaplaması maalesef eksik kalmaktadır. Anadolu’ya göçen Oğuzlar eğer Karluk-Karahanlılarla kümeleniyorsa Muğlalı Türklerin yaklaşık %40 Oğuz mirası taşıdığı söylenebilir. Eğer Anadolu’ya göçen Oğuzlar çağdaş Türkmenlerle kümeleniyorsa bu oran %60’a kadar çıkabilir. Her halükarda, Dodecad k12b ortalamalarına, G25 yakınlık listeleri ve PCA konumlarına bakarak bölgenin yoğun bir Oğuz göçü aldığını ve Bizans dönemi profilinden oldukça uzaklaştığını söyleyebiliriz.

Add a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *